Ayıp Şeyler

Kadın cinsel organının adı nedir? Nasıl? Yeterince tedirgin edici ya da suratınızda hafif bir tebessüm oluşturan bir soru mu? İlle de cevaplamak zorunda olduğumuzu düşünürsek, soruyu soranın kimliğine göre ayarlarız cevabı değil mi? Bir doktor soruyorsa başka bir şey dersin, kız arkadaşına başka, annene başka dersin, çocuğuna başka, sevgiline başka, küfredeceksen, aşağılayacaksan başka. Sanki uygun durumda seçilebilsin diye bu kadar çok çeşit adı var. Ya da üzerinde çok fazla düşünüldüğü ama ismini ve yerini bulunca düşünülmekten vazgeçildiği için sadece adı var, tanımı yok. Erkek cinsel organı için de isim çeşitlemesi daha zengin olmakla beraber, içerik farkı daha az gibi. Küçük çocuklarınki ile yetişkinlerinkini ayırmaktan öteye gitmez. Bir de işin tıp literatüründeki adı vardır o kadar. Gerisi hep "özel" isimdir zaten.

Çoğu zaman bu isimlerden hiçbirini söyleyemeyiz. "O", "Oram" der geçeriz. Kendi hemcinslerimiz arasında bile bunu adıyla telaffuz etmeye utanırız. Bizden bir parça gibi değil de, o apayrı biri, bir şeymiş gibi "o" diye nitelendiririz. Üçüncü tekil şahıstır o. Ayrı, kendi başına şahsiyet! Belki anatomik olarak yerinin, bir kadın için kendi kendini incelemeye çok uygun bir durumda olmayışı sebebiyle, belki çok içerlerde gizlenmiş ve kapalı bir konumda olduğu için kadınlar kendi cinsel organlarını iyi tanımazlar."Ben"in bir parçası olmasını bu yüzden pek kabul etmiyoruz belki de. Hem tek başına ayrılacak kadar önemsenen hem de kendi bedeninden ayrı tutulan. İçin için kanayan bir yaradır çoğu zaman. Hem gerçek anlamda hem mecaz olarak. Gizlenen, kapatılan ve bu yüzden de içine kapanık olmuş bir organ. Hatta Freud'a göre kadınlar penisi olmadığını, cinsel organı üzerinde tüyleri uzatarak gizlemeye çalışırlar der. Bir şeyleri gizleme konusu doğru olmakla birlikte bunun bir penis eksikliğinden ziyade, ismini bile söylemekte zorlanacak kadar utandırıldığı organı ile yüzleşmeyi reddetmek olabilir.

Ne adını duymaya tahammülümüz vardır ne de kendisini öyle pek sık görmeye. Hatta erkekler sorar "nasıl utanmıyorsunuz ağdacıya gitmeye diye". Her gün erkekler tuvaletinde amir, memur hep birlikte yan yana işeyen bir grup, bunu sormanın abesliğini düşünmez bile. Ama bu ağdacı konusu açılmışken orada bile ağdacı kadın sorar, "komple mi ", "orası da dahil mi?" der. "Evet" dersin "orası da dahil. Orası neresi diye sorulmaz. Herkes bilir orası neresi. Ama yeni dönem genç ağdacılar uygun bir isim bulmuşlar "kasık" diyorlar. Çok daha şık geliyor kulağa değil mi?

Çocukken anneme oramın adı ne dediğimi hatırlıyorum. Annemin cevabı çok hoştu. "Elmas-yakut" demişti. Hazinemmiş. Çok kıymetliymiş. Gerçi annemden başka böyle adlandıranı duymamıştım ama hoşuma gitmişti. Hatta çocukluğumda mahalledeki çingene çocukların nefesleri kesilene kadar ağızlarını köpürte köpürte ettikleri küfürlerde yeri hiç de iyi geçmiyordu mesela. Aşağılanmayı anlamak için fonksiyonların ne ise yaradığını, işin mekaniğini öğrenmeye gerek yoktu. Apaçık iğrenç bir şeyden bahsediyorlardı işte. Annemin bahsettiği bu hazineyi herkesten saklamam gerektiği, külotumu kimseye göstermemem gerektiği konusunda çok sıkı tembihlenmiştim. Bunun çok ayıp olduğunu defalarca duymuştum komşu teyzelerden. "Adını söyleme", "kimseye gösterme", "Yok say kurtul iste". Kimseye baktırma demişti. Ama ben işi abartıp çok uzun zaman kendim bile bakmadım. İğrenç bir şeyden kaçar gibi. Külot değiştirirken bile gözlerimi kapıyordum o çocuk halimle.

Daha sonraları da, adını söylemem gerektiği durumlara hiç girmemeye çalıştım. Hani kayınvalidesine anne demeye dili varmayan, ama başka bir isim de söyleyemeyen utangaç yeni gelinler gibi, "şey şey" diye geçti kaç senem. Okulda, ingilizcesini söyleyebileceğimi keşfettiğimde müthiş rahatladım. Uluorta arkadaşlarımızın arasında söyleyiverdik utanmadan. Zaten bu tip şakaların, kelimelerin, fıkraların ve küfürlerin ingilizcesi o kadar ayıp olmuyordu. En ayıpçı dil türkçeydi tabii ki.

Buna benzer bir de "meme" konusu vardır. Bir çok kadın meme demeye utanır, göğüs der mesela. Göğüs ile memenin farklı olduğunu bile bile. Söylemesi hiç hoş olmayan yasaklı kelimeler listeleri vardır kadınların. Gebe, meme falan gibi. Bir başka tespitim, kırsal kesimden ve daha alt sosyo-ekonomik gruptan olan kadınlar bunu daha rahat telaffuz eder de, eğitimli ve şehirli kadınlar daha çok zorlanır. Şehirli eğitimli, rahat ve aşmış görünen kadın bu eğitime, bu sosyal statüye yakıştıramaz halk dilindeki isimlerini. Kibar olanın ise komik kaçtığını görür, bir türlü kendi durumuna uygun isim bulamaz. İngilizce argosu en tercih edilen halidir, ama bence bu en komik versiyonudur.

Belki sevgilimle yataktayken, biraz da karşımdaki "dirty talking" denen şeyi seviyorsa az biraz konuştum ve az da olsa ketumluğumu bozdum. İnlemek serbestti, ama adını söylemek. Ah, bir rahatça söyleyebilseydim. Söylemeyi çok istesem de bir türlü cesaret edemedim. Yıllarca bu korkumu ya erkekler fark etmedi ya da beni üzmek istemeyip çok üstüme gelmediler, ta ki oğlum konuşmayı öğrenene kadar. Yaşı gereği aklı ve eli devamlı pipisinde dolaşıyor, benim hem pipim var hem popom var, anne senin sadece popon mu var dediğinde, evet sadece popom var diyebiliyorum. Yuvada biraz daha büyük çocuklardan en argo şekliyle öğrendiği o kelimeyi otobüste avaz avaz anlamını bilmeden söylüyor. Aslında kötü bir şey söylediğini biliyor ama aldığı tepkiler hoşuna gidiyor. Bir anda ne kadar amca teyze abla abi varsa herkesten bir renk değişikliği, gülme, sus bakayım ayıp falan gibi bir reaksiyon alıyor. Görünen tablo eminim çok komik onun bakış açısından. Bir laf diyorum ortalık birbirine giriyor diye düşünüyor olmalı. Hatta bazı tipler "nerden öğrenmiş bunu" diye soruyorlar, vallahi ben bunca yıl söyleyemedim ama yuvada eğitimin bir parçası mı demeli bilmiyorum.

Küçücük oğlum sanki benim bunca yıllık duvarlarımı yıkmak görevini üstlenmiş bir erkek olarak bu kelimeyi hala söyleyip duruyor evin içinde. Arka arkaya ve durmadan yapıyor bunu. Söylersen ağzına biber sürerim dedim, ters tepti. İlgilenmeyeyim dedim, ilgimi çekmek için daha çok üsteliyor. Tam vazgeçti diye düşündüğüm gün gelip kulağıma söylüyor. Sanırım ses olarak hoşuna gidiyor arka arkaya tekrarlamak. Benim senelerce ingilizcesi ve tıp terminolojisinde gecen haliyle konuştuğumdan habersiz en amiyane tabiriyle yüzüme vurup duruyor.

Bakın hala söyleyemiyorum okuduğunuz üzere. Simdi bu yazı bittiğinde siz kaç tane ismini bildiğinizi yazın bir kenara. Bütün söyleyemeyen kadınlar için, içinizden okuyun bir kez.

Yorum Yaz